Yeni Bir Toplum - Yeni Bir İnsan 'Erich Fromm'

ahmaksayar

Kayıtlı Üye
Katılım
10 Şub 2019
Mesajlar
15
Beğeniler
6
Puanları
3
Yaş
30
Şehir
hatay
#1
indir.jpg

Yeni Bir Toplum - Yeni Bir İnsan 'Erich Fromm'

Fromm'a göre insan, tüm yeteneklerini ve çelişkili yanlarıyla kavrandığı, ona kendisini özgürce gerçekleştirme olanağı sağladığı zaman, yeni bir çağ, gerçek insan çağı başlayacaktır. Burada önemli olan nokta kendini gerçekleştirmiş, gerçekleştirebilmiş insandır. Bu tabi ki ancak ve ancak kendisini her yönüyle iyi tanıyan ve ona göre hareket eden bireyler için geçerli olabilecektir. Bugün pek çok psikiyatr merkezinde bu durum dillendirilmekte ve buna göre uygulamalar yapılmaktadır. Fakat bilinmesi gereken önemli bir nokta vardır ki o da şudur; sağlıklı birey= kendine karşı dürüst bireydir.
Yaşadığımız çağda ekonomik, siyasal, toplumsal ve psikolojik pek çok sorun mevcuttur. Durum o kadar vahimdir ki neredeyse bir toplumdan bahsetmek bile olanaksız hale gelmiştir.

Fromm ise çok genel sayılabilecek bir yargı ile şunu savunur ve dillendirir:
Her türlü yanılsamalarından kurtulmuş olan bireylerin oluşturduğu yeni bir toplum düzeni ise insanları uygarlık tarihinin başlangıcından beri aradıkları mutluluğa kavuşturacaktır. Bunu üç madde halinde uyulması gereken basit ama hayati başlangıç öğretilerine dönüştürür.
1. İnsan her şeyden kuşku duymalıdır.
2. İnsansal olan hiçbir şeyin bana yabancı olmadığına inanıyorum.
3. Doğruluk(hakikat) seni özgürleştirecektir.
Yanılsamalar sistemin (kapitalizm) ve yaşamın devamlılığını belli bir zümrenin tekelinde sürdürmesinin anahtarıdır. Bunca kitle iletişim aracının aktif olarak kullanıldığı bir dönemde aslında bize hiç faydası dokunmayan yahut bizi pek de alakadar etmeyen durumlar sinsice yaşamımıza akıtılır. Çoğu zaman başkasının tekerini döndürüyoruzdur, fakat bunun farkına bile varamayız. Yanılsamalar o denli hayatımızda yer etmiştir ki farklı bir alternatif düşünmeyiz. Tarih biliminin büyük eksikliklerle yazılması ve insanın geçmişine ve hakikat arayışında müthiş derecede zayıf kalması putların kırılmaz yapısına güç katar. Fromm, Marx ve Freud'un bu konudaki görüşlerinden yola çıkarak şunu vurgular:

Marks'ın doğruluk silahının önemini vurgulayan varsayımı Freud'un varsayımı ile özdeştir. Bu varsayım, yanılsamalar gerçek yaşamın sefaletini katlanır kıldıkları için insanın yanılsamalarla yaşadığını söyler. Eğer insan, yanılsamaları oldukları gibi kavrarsa, yarı düş durumundan uyanabilirse o zaman kendine gelir, kendi özel kuvvet ve güçlerinin bilincine varır ve gerçekliği artık yanılsamaların gerekli olmayacağı biçimde değiştirir.
Yanlış bilinç, yani gerçekliğin çarpıtılmış görünümü, insanı zayıf kılar. Gerçeklikle ilişki içinde bulunup onun uygun bir görünümüne sahip olmak, insanı daha da güçlendirir. Marx bu nedenle kendi en önemli silahının doğruluk, yani gerçekliği gizleyip örten yanılsama ve ideolojilerden kurtarma olduğuna inanıyordu.
Freud'un ortaya çıkardığına göre eğer hasta, bilinçli düşünlerin kurgusal öz yapısını derinlemesine algılarsa, eğer bilinç dışı olanı bilinçli kılabilirse, o zaman kendisini ussal olmayan şeylerden kurtarma gücünü bulup değişebilecektir. Freud da Marxs da hakikatin insana açacağı sonsuz kapıları vurgular. Belki de evrenin anlamına buradan ulaşılabilirdi kim bilir?

Mars'a göre insan, doğayı tam olarak ussal denetimi altına alabildiğinde, toplum karşıt sınıfsal öz yapısını yitirdiğinde, tarih öncesi sona ermiş olacak ve gerçek insansal tarih başlayacaktır. Bu tarih içinde özgür insanlar, doğa ile alışverişlerini planlayıp düzenleyecekler, tüm toplumsal yaşamın amaç ve ereği, emek ve üretim değil, ama insan güçlerinin bir kendinde erek olarak ortaya çıkması olacaktır. Marks'a göre bu insanın içinde türdeşleri ve doğa ile tam olarak birleşeceği özgürlük alanıdır. Freud ise bu noktada biraz daha kuşkucu davranıyordu. O insansal evrim sorununu temelde trajik bir sorun olarak gördü. İnsan ne yaparsa yapsın sonunda boşa çıkıyordu. Eğer insan geri dönüp yeniden ilkelleşebilirse haz duyabiliyor ama bilge olamıyordu. Eğer giderek karmaşıklaşan uygarlıkların yapıcısı olmayı sürdürürse daha bilgili ama aynı zamanda daha mutsuz ve hasta oluyordu. Toplum iyilik yaptığı ölçüde kötülük de yapıyordu. Aynı zamanda Freud sanılanın aksine insanın yalnızca cinsel doyum isteğiyle güdümlenen bir varlık olmadığını söylüyor, insan birbirleriyle çatışan güçler tarafından güdümleniyor.
Uygarlık geliştikçe insanın yüceltmeleri artıyor. Ama insan aynı zamanda kendi özgün cinsel itkilerini de giderek daha çok bastırmış oluyor. İnsan daha akıllı ve daha kültürlü oluyor ama bir anlamda da ilkel insandan daha mutsuz ve çok fazla bastırmanın sonucu olan nevrozlara yatkınlığı giderek artan biri olup çıkıyor. Ama çözüm yok değildir. Freud tüm insanların bilinç dışı uğraşları paylaştıklarını bu nedenle de bilinç dışını, yeraltı dünyasını bir kez kazma yiğitliğini gösterirlerse, birbirlerini anlayabileceklerini varsaymıştır.
Çağdaş ruh bilimci ve toplum bilimciler insanı üstüne her kültürün kendi metnini yazabileceği boş bir kağıt olarak düşünme eğilimindedirler. Onlar insan ırkının birliğini yadsımadıkları halde, insanlık kavramına hemen hemen hiçbir içerik ve tez bırakmamaktadırlar.
 
Son düzenleme: